[V] >  [Vladimir Vysotsky Şarkı Çevirileri] > Jengibarovu - ot zritelej Şarkı Çevirisi
Sponsored Links

Vladimir Vysotsky - Jengibarovu - ot zritelej

Eklendi:
Yeni Çeviri Eklemek İçin Tıklayın Çeviri Ekle      Hata DüzeltHata Düzelt
Шут был вор: он воровал минуты -
Грустные минуты, тут и там,-
Грим, парик, другие атрибуты
Этот шут дарил другим шутам.

В светлом цирке между номерами
Незаметно, тихо, налегке
Появлялся клоун между нами
Иногда в дурацком колпаке.

Зритель наш шутами избалован -
Жаждет смеха он, тряхнув мошной,
И кричит: "Да разве это клоун!
Если клоун - должен быть смешной!"

Вот и мы... Пока мы вслух ворчали:
"Вышел на арену, так смеши!"-
Он у нас тем временем печали
Вынимал тихонько из души.

Мы опять в сомненье - век двадцатый:
Цирк у нас, конечно, мировой,-
Клоун, правда, слишком мрачноватый -
Невеселый клоун, не живой.

Ну а он, как будто в воду канув,
Вдруг при свете, нагло, в две руки
Крал тоску из внутренних карманов
Наших душ, одетых в пиджаки.

Мы потом смеялись обалдело,
Хлопали, ладони раздробя.
Он смешного ничего не делал -
Горе наше брал он на себя.

Только - балагуря, тараторя,-
Все грустнее становился мим:
Потому что груз чужого горя
По привычке он считал своим.

Тяжелы печали, ощутимы -
Шут сгибался в световом кольце,-
Делались все горше пантомимы,
И морщины глубже на лице.

Но тревоги наши и невзгоды
Он горстями выгребал из нас -
Будто обезболивал нам роды,-
А себе - защиты не припас.

Мы теперь без боли хохотали,
Весело по нашим временам:
Ах, как нас прекрасно обокрали -
Взяли то, что так мешало нам!

Время! И, разбив себе колени,
Уходил он, думая свое.
Рыжий воцарился на арене,
Да и за пределами ее.

Злое наше вынес добрый гений
За кулисы - вот нам и смешно.
Вдруг - весь рой украденных мгновений
В нем сосредоточился в одно.

В сотнях тысяч ламп погасли свечи.
Барабана дробь - и тишина...
Слишком много он взвалил на плечи
Нашего - и сломана спина.

Зрители - и люди между ними -
Думали: вот пьяница упал...
Шут в своей последней пантомиме
Заигрался - и переиграл.

Он застыл - не где-то, не за морем -
Возле нас, как бы прилег, устав,-
Первый клоун захлебнулся горем,
Просто сил своих не рассчитав.

Я шагал вперед неукротимо,
Но успев склониться перед ним.
Этот трюк - уже не пантомима:
Смерть была - царица пантомим!

Этот вор, с коленей срезав путы,
По ночам не угонял коней.
Умер шут. Он воровал минуты -
Грустные минуты у людей.

Многие из нас бахвальства ради
Не давались: проживем и так!
Шут тогда подкрадывался сзади
Тихо и бесшумно - на руках...

Сгинул, канул он - как ветер сдунул!
Или это шутка чудака?..
Только я колпак ему - придумал,-
Этот клоун был без колпака.

Türkçe Yengibarov'a - seyircilerden

Bir hırsızdı o soytarı, dakikaları çalardı,
Sağda solda sürten hüzünlü dakikaları.
Asık suratlıydı, sesi de pek çıkmazdı -
Bu özellik soytarılara has olmasa da.

O parlak sirkte, gösteriler arasında,
Belli etmeden, usulca, yavaşça,
Aramıza giriverirdi palyaço,
Başında aptal komik şapkasıyla.

Seyirciler şakalarımızla şımarmış,
Kahkahaya susamışlar, keselerini sallayarak,
Bağırırlardı: "Bu mu palyaço?
Eğer öyleyse - güldürmeli bizi!"

İşte biz...Seslice homurdanırken:
"Ortaya çıktıysan yap komikliğini!"
O ise bizim o günlerdeki dertlerimizi
Usulca ruhlarımızdan çekip çıkarırdı.

Hep kuşku içindeydik - yirminci yüzyılda.
Sirkimiz, tabi ki, dünya çapındaydı,-
Palyaço ise, gerçekten, fazlaca karamsardı.
Neşesiz palyaço, cansızdı.

O ise, suda nurlanmışçasına,
Birdebire gün ortasında, küstahça iki eliyle
Ceketlerimizin iç çebinden
Gönül yaralarımızı alır kaçardı.

Sonra gülerdik hayran kalıp,
Alkışlardık, avuçarımızı patlatarak.
Gülünç gelecek bir şey yapmazdı -
Kederlerimizi kendinde toplardı.

Hep, şamata ve laf-ü güzaf,
Onunla hüzünlü bir mimiğe dönüşürdü.
Zira başkasının keder yükünü,
Alışmışlıkla, kendinin görürdü.

Hissedilirdi, hüznün ağırlığı -
Beli bükülürdü ışıkların altında,
Pandomim hep daha acıklı olurdu,
Kırışıklıklarsa - daha bir derinleşirdi yüzünde.

Paniğimizi ve feleğin sillesini,
Kendi avuçlarıyla kazırdı bizden -
Sanki doğum sancılarımızı giderirdi,
Ama kendininki için - sıfırı tüketmişti.

Artık kahkahalarımızda acı yoktu,
Zamanımız için neşeliydik bile:
"Ah! Ne hoştu bu gasp bizim için-
Almıştı bize sıkıntı veren her şeyi.

Zaman! Kırarak dizlerini,
Gitti o, kendinin diyerek.
Çıktı arenaya kızıl palyaço,
Sınırlarının ötesine.

Kötülüklerimizi çıkardı iyi kalpli dahi,
Kulislerin ardına, bize de komik geliyordu.
Çalıntı anların hepsi birden,
Onun benliğinde yoğunlaştı.

Yüz binlerce mum söndü lambalarda.
Davulların tamtamı sustu...sessizlik...
Omuzlamıştı yükümüzü pek bir fazla...
Dayanamadı, kırıldı beli en sonunda.

Seyirciler, ve onunla birlikte herkes,
Dediler ki "Şapşal - işte düştü".
Soytarı son pandomiminde
Oyuna daldı ve abarttı rolü.

Rastgele bir yerde donmadı, denizin ötesinde değil,
Yakınımızdaydı, sanki uzanıvermişti yorgunluktan.
Birinci palyaço acıyla beslenmişti,
Kuvvetinin hesabini yapamadan.

Adımladım öne doğru çevikçe,
Karşısında başımı öne eğme fırsatı bulamadan.
Bu numara - pandomim değildi artık:
Ölüm gelmişti - ki o en büyük pandomim.

Bu hırsız, dizlerini yaralayana dek yollarda,
Gece boyu at peşinde koşmamıştı.
Öldü sirk soytarısı, dakikaları çalmıştı,
İnsanlardan, hüzün dakikalarını.

Aramızdan çoğu, mutluluğun övüncünü,
Kaybetmedi; böyle de yaşarız!
Soytarı o günlerde arkamızdan süzülürdü
Usulca, sessizce - ama eller üstünde...

Yitti, kayboldu, yel oldu uçtu!
Ya da kaçığın son numarası mı bu?
Uydurduğum tek şey şapkası,
O - şapkasız bir palyaçoydu.
© 2003-2024 www.alternatifim.com/ Her Hakkı Saklıdır.